| “İnsanlara Kendi Dünyanızı Yaratın Diyoruz" |
| Çarşamba, 26 Ağustos 2009 14:49 |
|
13 Ağustos’ta 3. kez Türkiye’ye gelen ve Foça’da sevenlerine güzel bir konser izleten Epica’nın darkside.ru internet sitesinde 24 Ağustos 2009 tarihinde yayınlanan röportajını derledik. 6 ay önce gitaristiniz Ad Sluijter ile ayrıldınız. Onunla hala görüşüyor musunuz ve bu aralar neler yaptığını biliyormusunuz? Şu anda neyle uğraşıyor? Mark: Ona en yakın olan bendim. Ayrıldık çünkü o çok fazla turda olmaktan artık mutlu değildi ve en çok sevdiği şey olan besteleme işine yeterli zaman ayıramıyordu. Çok fazla tura katıldığımızda Ad beste yapma konusunda yavaşlıyordu, herkesin gücü azalıyordu aslında. Albümde yeni şarkıları olmayacağı için çok üzgündü ve gruptan ayrılmanın onun için en iyisi olacağını söyledi. ‘The Divine Conspiracy’ onun en sevdiği albümdü ve grupta kalarak albümde hiç şarkısı olmamasındansa onun için ayrılmak en iyisiydi. Şu anda İspanya’da bir grubun yeni albümünün prodüktörlüğünü yapıyor ve bu işte daha iyi.
Ad ile yer değiştirecek birini buldunuz, yani grupta onun yerini Isaac Delahaye aldı. Onunla bu konuyu konuştunuz mu? Aynı şekilde Isaac de grup için şarkılar yazmaya hevesli mi? Mark: Evet, onunla bu konu hakkında konuştuk ve bir keresinde o da grubun içindeydi, benimle birlikte şarkıların üzerinde at gibi çalıştı. Ve bütün gitar bölümlerinin üzerinde çalıştık. İşin yükü geçmişte olduğu kadardı veya daha fazlaydı. Isaac kısa zaman içinde büyük bir iş başardı, ilham ve fikir dolu bir insan. Ve bence o an onu grupta görmek için doğru zamandı. Bunların yanında sahne performansı olarak da çok başarılıydı ve evet hepimiz Isaac ile çok mutluyuz. 8 Mayıs’ta Nuclear Blast aracılığıyla ‘The Classical Conspiracy’ adında 14 haziran 2008’de Macaristan’da Miskolc Uluslararası Opera Festivali’nde kaydedilen bir çift yeni konser cd’si yayınladınız. Klasik besteleri kaydetmek fikri nasıl aklınıza geldi? Simone: Aslında bu Mark’ın konusuydu... Mark: Hayır, bayan ‘The Classical Conspiracy’ hakkında konuşuyor, bu yüzden soru sana. Simone: Ah, evet. ‘The Divine Conspiracy’i duyduğumu sandım da. Ben her zaman gerçek orkestra ve koroyla bir şov istedim. Birkaç yıl önce küçük bir şov sergiledik ve bunun tadına vardık. Orkestra ve korolar bizim müziğimizin büyük bir bölümü ve biz her zaman bunu canlı yapmak istedik. Sonunda da bunu Macaristan’da yapmak için bir şansımız oldu. Ama bu bir DVD için değildi, bir cd içindi. Bunun yanında orada Therion, orkestrayla birlikte bir şov kaydetti. Şarkılarımızı düzenlemek ve prova etmek için zamanımız kısıtlıydı, ayrıca şovu kaydetmeye karar vermiştik ve bu da ekstra zordu.
Sanıyorum programınız sıkışıktı? Mark: Evet, çıkılacak birçok şovumuz vardı ve pek çok şov sergiledik. Aynı zamanda bu şovu da gerçekleştirmek istedik. Bunu sıkışık programımıza sığdırmak için bir yol bulmak zorundaydık, bu yüzden bütün hazırlıkların yanında çok fazla zamanımız yoktu. DVD kayıtları ile uğraşacak, birlikte çalıştığımız bir yöneticimiz olmadığından sınırlı zamanda bunun üzerinde de ekstra çalışmak zorunda kaldık. Bütün organizasyon işiyle de bunun için fazla zamanımız olmamasına rağmen ilgilenmek zorundaydık. Bu yüzden de durum biraz karışıktı. Cd iki bölümden oluşuyordu, klasik bölüm ve Epica’nın sergilediği alışılmış bölüm. Bu sorum Simone’a. Hangi kısımda şarkı söylemeyi daha çok sevdin? Klasik stilde mi yoksa Epica’da her zamanki söylediğin stilde mi? Simone: Eh, güzel soru! O şovda sevdiğim iki şey birleşmişti. İki stili de çok seviyorum. Benim için sadece opera söylemek bir süre sonra sıkıcı oluyor ve Epica benim hayatımın büyük bir kısmı. Farklı projelerde yer aldım. Sesimin farklı yönlerini keşfetmeyi seviyorum. Aslında ‘tamamiyle kendim’ ses dersleri aldığımda söylediğim ilk şarkıydı. Ve sizin için şarkı söylerken ne daha zor? Güzel, ben klasik şan dersleriyle başladım. Epica’dan sonra kendimi geliştirdikçe geliştirdim. Şarkı söyleme olarak klasik alandaki benim için daha iyiydi ama sahnede Epica’yı sunmak daha hoş, çünkü sahnede kendim olabiliyorum, absürd ya da neşeli olabiliyorum. Klasik müzik için sahnede iken ise buna saygı göstermek zorundasınız. Bunun için bir role bürünmek zorundasınız ama Epica’yla ne istersem onu yapabiliyorum.
Bu performans için şarkılarınızdaki bütün düzenlemeleri Kamelot’tan Oliver Palotai yaptı. Peki neden onu seçtiniz ve yaptığı işten memnun kaldınız mı? Simone: Onun görevi Epica şarkılarındaki orkestraya ait kısımları yeniden düzenlemekti. O ailemizin bir parçası, benim erkek arkadaşım. Her zaman denedik, kaliteli ve tutkulu biri ve bunu daha önce de yapmıştı. Yakınlarda Doro ile yapmıştı ve provalarda oradaydı. Bu yüzden bu noktada Oliver bizim için en iyi seçenekti, mükemmel bir iş çıkarttı. Kişisel bir soru sorabilir miyim? Simone: He-he,mm .Öncelikle soruyu sor ben de cevaplayıp cevaplamayacağım söyleyeyim. (gülüşmeler) Peki!! Çiftten biri müzisyen olunca diğeri için zor oluyor çünkü müzisyen olan her zaman ya turda ya da provalarda zamanını harcıyor. Ve ben iki kişinin de profesyonel müzisyenler oldukları durumu hayal bile edemiyorum ki siz çok ünlü bir grupta solist ve Oliver da çok başarılı başka bir grubun bir parçası. Birlikte olmak için nasıl zaman buluyorsunuz? Simone: Biz tura çıkmadan önce birlikte zaman geçirmek için şansımız oluyordu fakat şu an o da kendi grubuyla Avrupa’da çalıyor. Eğer denk getirebilirsek güzel oluyor, mesela turdayken hem konser verip hem birarada olabiliyoruz. Ama şansımız yaver gitmezse birimiz tura gider gelir ve sonra diğerimiz gider. Son zamanlarda iki kez böyle bir durumla karşılaştık ama ikimiz de birbirimizi anlıyoruz ve yoldayken sürekli internet ya da telefon yoluyla haberleşmeye çalışıyoruz. İşe yarıyor da... Ayrıca ikimizin de müzisyen olmasının avatajını biliyoruz.
Mark: ‘Design Your Universe’ basitçe aslında kendi dünyamızı yaratabileceğimiz anlamına geliyor. İnsanlar her zaman dünyanın, devletin kötü olduğu hakkında şikayet ediyorlar fakat kendilerinin de sorumlulukları olduğunu düşünmüyorlar. Bütün sorumlulukları başkalarına yükleyip, onları suçlamamalılar. Biz de diyoruz ki; kendinize bakın, kendi dünyanızı yaratabilin. Bu dünyanın hesabını yapan sizsiniz. Kapağın anlamı basitçe bu ama elbette albümde daha fazlası var, şarkı sözlerinden herşeyi anlayacaksınız. Simone, bir keresinde ‘Ruhumu yaşlanmış gibi hissediyorum’ dedin. Neden? Senden yaşca büyük insanlar tarafından kuşatıldığın için mi? Ve dahası Epica’ya çok genç yaşta katıldın? Simone: Öncelikle, Epica’ya katılmadan önce de yaşça benden büyük olan arkadaşlarım vardı, kendi yaşımda da çok fazla arkadaşım var. Çocukken her zaman çok fazla düşünürdüm. Uyku problemim vardı ve herşeyle ilgili düşünür dururdum. Elbette kendi iç huzurum, kendi hayatım vardı fakat yine de kötü hissederdim sürekli ve hep korkularım vardı.
Simone, biliyorum klasik müziği seviyorsun.. Simone : Evet, hepimiz. Ve film müzikleri.. Herhangi bir filmin bonus tracki olarak bir şarkı kaydetmek için bir teklif aldınız mı? Mark: Bir kere bir Alman filminin soundtrack’ini kaydettik, fakat film o kadar da iyi değildi. Bu yüzden filmin bir bonustrack’ini piyasaya sürdük. Filme pek de uymadı ve dahası filmin sonunda müziğimizi kullanma şekillerinden memnun kalmadık. Ama yeni bir fırsat karşımıza çıkarsa bunu kesinlikle değerlendireceğiz. Elbette boş zamanımız olmalı ve de programımıza uymalı. Simone: Bazen de albümlerimizdeki hazır şarkılar kullanılıyor filmlerde. Filmler için özellikle şarkı yazmıyoruz yani.
Simone: Turdayken önceliklerinizi belirlemek zorundasınız. Bir party-girl değilim; sigara, alkol kullanmıyorum ve bunlardan uzak durmak benim için hiç de zor olmuyor. Grupta birisi sigara içtiği zaman sadece uzak durmaya çalışıyorum. Sağlıklı yemek ve yeterli uyku benim için önemli. Mark: Ve içimizdeki en büyük kaslara sahip.(Gülüşmeler) Simone: Evet, işte bu! Ve bazen fanlardan ve izleyicilerden uzak kalmak zorunda kalıyorsunuz. Sesinizi korumak zorundasınız fakat bu çok zor; çünkü herkes sizinle konuşmak, sizi görmek istiyor. Sadece 24 saatiniz var ve bu süre içinde şovunuzu sergilemelisiniz, fanlarınızla iletişim kurmalısınız, dinlenmeli, uyumalısınız. Binlerce fanınızın biraraya geldiği bir alanınız var ve onların her birine dikkatinizi vermelisiniz. Bütün bunların hepsi gerçekten çok zor oluyor. Korkarım, size son sorumu sormak zorundayım. Simone, hastalığın yüzünden bir ara verdin ve şimdi tekrar sahnelerdesin. Ne hissediyorsun? Simone: Evet, bu 2007 ve 2008’deydi. Elbette hiç hoş zamanlar değildi ve bir kısır döngü içerisine girmiştim. Birkaç kez hastalandım ve tedavi gördüm. Bu yüzden hayatım düzensizleşti, kötü yiyecekler, uykusuzluk, düşük bir bağışıklık sistemim vardı ve dinlenmek için zamana ihtiyacım vardı. Bazı turları iptal etmek zorunda kaldık. Amanda Somerville bir turda yerimi aldı. Bir ara vermeyi tercih ettim ve yeniden hayata döndüğümde bu benim çok güzel bir histi. Hastalıkla başa çıkmak için yeterince güçlüydüm.
Röportaj: www.darkside.ru Çeviren: Celebrian Düzenleme: MineField |















